dgkobs

kendi kendime kutlarım güzel gününü...

bir pastayı alır karşımda sen varmış gibi...

zaten bu aralar tekmişim de herkes deli sanırmış beni.



Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

       Dün Eyübe gittim. iftar için. neden eyüp? çünkü pazar günü denizliye dönerken yanımda oturan mehmet amca ile buluşacaktık. fakat mehmet amca diye birinin olmadığını söyleyen yolcular vardı. kendi kendime konuştuğumu söyleyen. ve bir telefon numarası vermişti fakat telefon numarasını aradığımda böyle bir abonenin olmadığını söylüyordu operatör. Peki gözlerim mi yanılıyordu yoksa insanlar alaymı ediyordu benimle. bunu anlamanın en makul yolu tabiki Eyüpde söz verildiği gibi iftar buluşmasına gitmekti. Gittim. telefon no olmadığı için biraz etrafa bakındım. Eyüpde farklı bir hava vardı. sanki orası yüzyıllar öncesinden kalma bir ramazanı yaşar gibiydi. kalabalıktı. Mehmet amcayı aradı gözlerim. ezana 15 dakika kalmıştı. yemek kokuları birbirine karışmış insanlar doldurmuş tüm etrafı. herkes heyecanlı bekleyişte ezanın okunmasını. Bende mehmet amcayı bekliyorum çıka gelirmi diye. 5 dakika kalmıştı ki tanıdık bir ses uzaktan Erdem diye bağırdı. arkamı döndüm Mehmet amcaydı bu. Şükür delirmemişim demekki dedim içimden. Sıkıca sarıldım selamlaştık. sonra tuttu kolumdan gel erdemcim diyerek beni biraz daha sakin bir yere götürdü. biraz otur sen şuraya ben geliyorum dedi. elime de küçük bir su verdi. Nereye dedim geliyorum hemen dedi. ve yaklaşık 15 dakika beklediğim ve bu sürede uzunca düşündüğüm bir zaman dilimi ile başbaşa kaldım. tabi ezan okunmuştu. Elime verdiği suyu içtim. insanların dedikleri aklıma geldi. eğer gerçek değilse bu insan şuanda nasıl karşımda olabilir. yada verdiği su gerçek değilse nasıl olur da içebilirdim. bunları uzun uzun düşündükten sonra Mehmet amca çıka geldi elinde bir paket ile. Yememiz için yakınlarda bulunan bir lokantacı arkadaşından daha once verdiği siparişleri getirdi. elime bir de gazete tutuşturdu. buyur delikanlı ser şunu dedi. serdim yere ve mütevazi yemeğimizi yemeye başladık. yemek esnasında pek konuşmadı Mehmet amca. yemek bitti. dua etti. gel namazımızı kılalım diyerek eyüp camiine girdik. namazdan sonra yine o çevrede bulunan çok mütevazi bir çay bahçesine götürdü beni. oturduk.

       nasılsın görüşmeyeli varmı hayatında herhangi bir gelişme dedikten hemen sonra ekledi. insan hayatı her an gelişir ve değişir. Dikkatlice dinlemeye başladım. yine felsefi bir şekilde konuşuyordu. çok duru ve anlaşılır bir şekilde. konuşmasını bitirmişti. otobüsteki konuşmanın devamı niteliğindeydi. bu sefer sen de birşeyler anlat dercesine baktı. konuyu açarakdan son 6 aydır başıma gelen bir dizi benim gözümde talihsiz fakat Mevlamın nazarındaki hikmetini bilemediğim olayı özetler nitelikte anlattım. anlatırken hiç araya girmeden herşeyi büyük bir dikkatle dinledi. 2 gün kötünün iyisi gibi 5 gün yatalak hasta gibi olduğumu neden sorusunu sık sık sorduğumu söyledim. Neden böyle oldu. biraz doğruldu oturduğu yerde ve yine uzunca sayılabilecek bir konuşmaya başlamıştı. olayı çok farklı bir açıdan ele aldı. Psikolojik etkilerden bahsederken arada şairlerin şiirlerinden de okuyordu. Pek çok felsefecinin -ki kendisi öyle olduklarını açıklıyor- sözlerinden açıklamalar yaparak. bu durumun aslında doğal faka insana bağlı olarak yıkıcı yada geliştirici olabilir bir durum olduğunu söylüyordu. yine yeni şeyler öğrenmiştim. yine zihnim toz duman oldu. yeni birşeyler inşa ediliyordu sanki. konuşmasına bir süre daha devam ettikten sonra. otobüste biraz bahsettiğim bu meseleden dolayı olacak ki bana bir kitap getirmiş. Sevgi mi Bağımlılık mı? Brenda Shaffer adında bir yazar tarafından yazılmış olan bu kitabı verdi. kitap yıpranmış sarı teksir kağıdından sayfalara sahip eski bir kitaptı. göz ucuyla kitabın arka kapağına baktım. dikkat çekici bir içeriğe sağip olduğu belliydi. okuduktan sonra anladımki bilimsel bir içeriğe de sahipti. kitabı alıp teşekkür ettim. o sırada yatsı ezanı okunuyordu. doğrulmasından kalkabiliriz artık demek istediğini anlamıştım. Teravih namazını kıldıkdan sonra aklımdan çıkan telefon numarası mevzusunu sordum. tekrar etti numarayı aynıydı. tekrar aradım yanında. ve telefon çalıyordu. şaşırmıştım iyice. pazartesi sabahı otobüste olanlardan bahsettim. gülümsedi. otobüste göremedim sizi tam servis kalkıyordu bakmayada gelemedim dedim. ilaçlarımı almak için çantama bakıyordum eğildiğimden görememişsindir dedi. içim rahatladı fakat az önce arkadaşla bu mevzuyu konuşurken adam niyetli değilmiydi dedi. kafam yine karıştı. -ki sabahtan beri hiç olmadığı kadar karışık-

       yolum uzundu Eyüpden kartala gelicektim. kısa bir süre kalmıştı. araç sıkıntısı çıkabilirdi. vedalaştık ve ben sana ulaşırım kitabı okuduğunda üzerine konuşuruz dedi. Tamam diyerek ayrıldık. gece 1:15 de teyzemlere gelmiştim. anahtar vardı üzerimde kapıyı açtım girdim. not yazmış 3 e kadar uyanık olursan uyandır beni diye. yoksa saati kur yazmış. üzerimi cıkartım ve kitabı açıp okumaya başladım. kitap sade akıcı ve anlaşılır bir kitapdı. ilgimide çektiğinden olsa gerek 3 e kadar 3 de birini bitirmiştim kitabın. arada sahur faslından sonra kitaba devam ettim. teyze oğlu 7 de kalktığında kitabın son 10 sayfası kalmıştı.Hala uyumadınmı sen. kitap okuyordum abi dedim. kitabı beğendinmi dedi. evet gayet güzel. sen de mi okudun abi dediğimde evet arkadaş hediye ettiği dönemde okumuştum dedi. kitap biraz dağılıyor dikkat etde daha fazla dağılmasın dedi. sen nerden biliyorsun dediğimde ise cildi biraz bozukdu ben okurkende dağılıyordu okuyunca yerine bırakırsın dedi. Bana bunu dün akşam buluştuğum mehmet amca verdi. adı Nur olmasın diyerek güldü. kitabın iç kapağını gösterdi Nur'dan sevgilerle yazısının altında imzası vardı. nasıl yani dedikten sonra. tabi abi bırakırım diyerek gülümsedim. evden çıktığında yine kendimle kaldım. kaldım fakat bu sefer hayatımda hissetmediğim birşey hissediyordum. kafamın içinde milyon tane soru. neler oluyordu. bu olanlar ne anlama geliyordu. Ya gerçekte böyle biri yoksa çayların parasını nasıl o verebilirdi. yada yemekleri alıp nasıl gelebilirdi. aff rabbim neler oluyor bana. hemen aradım numarayı. fakat yine kayıtlı böyle bir numara yok diyordu.  

       Şimdi yapmam gereken 2 şey var ya mehmet amcanın -ki var olduğuna emin değilim artık- aramasını beklemek yada işin ehli bir doktora gitmek. bilemiyorum ne yapacağımı.



Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 2 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

Bu sabah vardım istanbula yine. denizlide sınavlara girdim. şükür iyiydi. Dün aldığım bilet acele ile olunca haliyle koltuk numarası da absürt bir yerden çıkıveriyor. işin garibi başka bir firmaya girmemem. ve diğer garibi bilet üzerinde koltuk numarasına bileti aldıktan 30 dakka sonra bakma tenezzülünde bulunmamdı. bir diğer garibi ise 3 kere önünden geçmeme karşın 4. geçişte görebilmem oldu bileti alacağım yeri. yada gariplik değil aptallık da olabilir. ne düşünüyordum ne den dalgındım bilmiyorum. yada çok iyi biliyorum. neyse. yine berbat geçen bir gündü. artık iyi yada kötü olarak nitelendirmiyorum günlerimi. bugün dünden biraz daha az berbatdı biraz daha çok berbattı diye kategorize ediyorum. Alıştım sanırım. yolda yürürken güneş gözlüğünün arkasındaki puslu gözlerime yansıyan insan portrelerine bakıyorum. sıcağa aldırış etmeden bir yere oturup gözlemliyorum. ne kadar neşeliler. sorasım geliyor arada ne yapıyorsun hangi karışımı hazırlıyorsun da bu kadar neşelisin diyerek. hareket vakti geldi servise bindim. denizlinin geçici otogarina vardığımda ezan okunuyordu. bişeler atıştırdım. otobüsün kalkmasına 10 dakika vardı. çantadan çıkarttığım son 2 dal sigaramdan birisini kırılmasın diye kitabın arasına iliştirdim. diğerini ise kalabalıktan biraz sıyrılarak arka taraflarda insanları daha rahat gözleyebileceğim bir zeminde takriben 20 çöp kalan kibridimden bir tanesi ile sigaramı yaktım. enteresandır. sanki yıllardır içiyor gibiydim. dumanı çektiğimde içime, vardığı noktaları ve etkilri gözümün önünden geçti. üzerine bir kere bir kere daha çektim. daha ne kadar zarar verebilirdi ki? Asker mevsimiydi sanırım el öpen delikanlılar cebine 3-5 kuruş harçlık sıkıştırılarak uğurlandılar. bir yandan yaz okulu bitiren gençler bir yandan pamukkaleyi gezmeye gelen çekik gözlü insanlar. herkesin farklı kaderi var fakat aynı otobüsün yolcuları oldular. evet Otobüs koltuk numaram 52 idi. yani en arka orta kısım. uyumaya niyetli değildim zaten. çeşitli filim müzik vs ile bezenmiş bir lcd vardı zaten ön koltukda bana özel.

Tam otobüs kalkacağı esnada bi dakika bi dakika diyerek otobüsü durdurup bir elinde otobüs bileti bir elinde ceketi olan daha sonradan öğrendiğime göre 62 yaşında bir delikanlıydı bu adam. Otobüse son anda yetişen kişi yanıma oturmuştu. cam kenarına 51 numaraya. ilk dondurma ikramına kadar konuşmamıştık. dondurmalar bittikten sonra su ikramında suyunu uzattığımdan mıdır bilmem gülümseyerek Mehmet diyerek elini uzattı. şaşırdım çünkü normalde önce okuyor musun diye bir soru gelmesi gerekirdi. Erdem diyerek cevap verdim. gülümsedik. Derslerden kırıntıların var sanırım dedi. nasıldı sınavlar diyerek devam etti. bu kez cidden şaşırmıştım. Bu dönemde öğrenciler yaz okulundan dönerler sende öğrenci gibi bir izlenim verdin bana dedi. evet diyerek cevap verdim. iyiydi. bitiyor mu, bölümün neydi, kpss ye girdin mi, nerelisin, ne yapıyorsun gibi sorularına cevap verdim. bende ona benzer sorular sordum. Mehmet amca hafif toplu benden biraz uzun kır saçlı kır bıyıklı güler yüzlü konuşmasını bilen bir amcaydı. Emekli öğretmenmiş. bir dönem araştırma görevlisi olarak da çalışmış. Felsefe öğretmeniymiş. ama her konuda bilgisi vardı. sanırım yaşının verdiği tecrübe. muhabbetimiz gündemden, güncelden, genelden ve tabiki felsefeden devam etti. eğlenceli sohbetti. farklı bir bakış açısı kazandırdı bana. 23:45 da afyonkarahisar terminalinde 30 dakikalık dinlenme molası verildi. kitabımın arasına sıkıştırdığım son dal sigaramı aldım. birer çay içelim mi diye sordum tabiki dedi.

Sohbetimiz terminalde de devam etti. yeni başladın sanırım sigaraya diye bir soru yöneltti. nereden anladınız dedim. tutmasını bilmiyorsun diyerek gülümsedi. ne kadar yeni o kadar erken bırakabilirsin. fakat insanın sigara içmeye başlaması için nasıl bir nedeni olabilir ki diye bir soru yöneltti. sohbetimizin en derin kısmına daldığımızın önce farkına varmadım. ama sonrasında ise nedenine pek değinmeden çok enteresan örneklerle çözüme giden yolları sıraladı. ilk başta bakıldığında alakasız çözümler gibi göründü. bulunduğum durum ile alakasız gibi duran çözümler aslında tam da bu meseleyi çözecek akılcı ve düşündürücü çözümlerdi. Bu sohbete araçda devam etmeye başladık. uykusuz olmama rağmen uykum gelmemişti. nasıl gelsin ki. müthiş bir insan ile sohbet ediyordum. kimi zaman dikkatle dinlediğim mehmet amcayı kimi zaman gülerek bölüyordum. sohbetimizin tam içeriğinden bahsetmeyeceğim. bahsetmeye kalksam zaten sayfalarca yazı yazmam gerekli. 03:45 de nerede olduğunu bilmediğim bir mevkide dinlenme tesisinde durduk. sigaram bitmişti. almak da istemedim. almadımda. birer çay içtik. sahur vakti olduğu için birer de su aldık. biraz manevi havada devam etti sohbetimiz. anladığım kadarı ile o yönde de boş değildi mehmet amca. istanbul sınırlarına girdiğimizde aslında sormam gereken bir sürü soru oluştu. hatta sormayı unuttuğum. neden denizlideydi neden istanbula geldi. suanda ne yapıyordu. peki görüşebilirmiydik tekrar. saat 05:55 de ataşehir e geldiğimizde benim inme vaktimde gelmişti. tekrar görüşürüz diyerek gülümsedi. telefonumu istedi ve numarasını yazdı. bunu kaydet dedi. perşembe akşamı eyüp de iftar yapalım diyerek söz istedi. tabiki kabul ettim. çantamı aldım ve hiç bitmesini istemediğim yolculuk bitti. indiğimde de fark ettim.insanların bana garip bakışlarını. kendi aralarında da konuşuyorlardı. tam anlayamamıştım. fakat otobüs içindeki servis elemanı indiğimde "birader sabaha kadar kendi kendine ne konuştun öyle" dediğinde şok oldum. camdan insanların bakışları üzerime dikilmiş birşeyler söylüyorlardı. Mehmet amca Esenlerde ineceğini söylemişti ama göremiyordum onu otobüste. yorgun olduğumu hissettim. servis kalkmak üzereydi. teyzemlere geçecektim. bir an önce servise bindim. ön koltuk bir kişilik yer vardı. saat 6:05 olmuştu. servis hareket etti. yanımda amca vardı. ve "delikanlı bir rahatsızlığın mı var diyerek soru sordu". hayır amca diyerek cevap verdim. ve ne olduğunu anlayamadığım bir şey söyledi. Sabaha kadar kendi kendine konuştun. kimi zaman anlamlı kimi zaman anlamsız kelimelerle. sanki karşında birisi var gibi. otobüsteki bazı kişiler ciddi derecede korktu ve rahatsız oldu. doktora görünmelisin delikanlı diyerek yüzünü yola çevirdi tekrardan. ben ise başımdan aşağı kaynar sular boşalmış gibi oldum. servisten indim ama elim ayağım tutmuyordu. ne olduğunu anlayamamıştım. biraz yol kenarında oturdum. sonra teyzemlere geçtim. evde yoklardı sadece teyzemin oğlu vardı. o da işe gitmek için hazırlanıyordu. hoşgeldin dedi. hoşbulduk abi dedim. suratın bembeyaz hayırdır diye sordu. uykusuzluktandır abi dedim. tamam geç hemen uyu anahtar kapının arkasında, akşama abimlere gidiyoruz iftara niyetlimisin dedi kafamı salladım evet anlamında. görüşürüz diyerek çıktı.

şuan saat 19.00 yazıyı 15 dakkadır yazıyorum.  kafam hala karışık. 16:10 gibi uyandım. çok garip rüyalar gördüm. insanların dediklerini kafamda toparlamaya çalıştım fakat anlamlı bir sonuç çıkaramadım. delirdim mi acaba? ve telefonumu çıkarttım Mehmet amcanın verdiği numarayı aradım fakat yine şok olmuştum. Kayıtlı böyle bir numara olmadığını söylüyordu operatör. acaba numarayı yanlış mı yazdı.? Peki ya perşembe günü gelecek mi iftar buluşmasına?



Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : benlen ilgili....
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

Blog'da eksen kayması oldu. ama kim takar. yazarı kayacağı kadar kaymış, ayağı da kaymış fikriyatı da. ruhu da bedeninden kaydı kayacak. ama ne zaman? yapılacak 3-5 iş var kendiliğinden kaymadan. pek bi beklentisi de yok zaten. ya yanlış anlıyor yada anladığı şey doğrunun en göbek noktası. dünya boş merhaleler torbası. bak işte eksen kaydı. sen buradan bile şikayet ediyorsun öte tarafta napcan zamansız mekansız? sıcak olacak diyorum belki klima almama izin verirler.

Rüyalarımı idam etmek istiyorum. Ve keşke hayallerimi kaskolatabilseydim.. şimdi zengin olmuştum.

tarkanın bi şarkısı var Kış güneşi diye. "yanlış bahar kış güneşi".... sanırım yalancı bir baharda açtık. ama bu olağan şey. dünyanın da ekseni kaymadı mı, mevsimlerin de ekseni kaydı. haliyle mart ayını bile şaşırır oldu kediler. insan ne yapsın. yalançıktan bahar olabiliyorlar. Bu kitaplar boşa yazılmış sonucuna vardım. yada yazılanları okuyanlar boşa okumuş. amaaan ne diyorum ben. banane insanlarda. banane herkesten babane benden. ve sizene benden.

damn it all!

 

Bunun üzerine bi dal marlboro yakılır.



Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : benlen ilgili....
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

Şu mubarek gecede Berat edenlerden olmak dileği ile. Geceniz bereketli ve hayırlı olsun inşALLAH..


Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Maneviyat
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

Bulmaca

- +
22
Jul

2 gün iyi ise 3 gün sarhoş geçen son aylarda artık bıcağın kemiğe dayanıp illallah dedirttiği bir dönemdeyim. şöyle düşündüğünüzde dünya bile 6 günde yaratılmış. kafanızın içindeki o tospembe dünyanın yıkılıp yerine yeni bir dünyanın oluşturulması ne kadar sürer? üstelik bu insan işi ise? yine sabah kalktığımda boğazım düğümlenmiş haldeki bedenimin kafatasındaki göz boşluklarını dolduran camsı cisimlerden cıkan su damlalarına şahit oldum her zamanki gibi. iç tarafta ceviz benzeri cismin aşırı yüklemeden dumanlar cıkacak hadde geldiğininde farklı bir gözlemini yapmış bulunmaktayım. Yine mi boş kaldım.

saat 16:00 olmuş sanırım kahvaltı etmeyi unutmuşum yine. aklıma birşey geldi. alayım kitabımı yürüyerek ineyim kanlıca sahiline... martılarla beraber bir simidi 4-5 yaşlıarındaki cocuk edasıyla paylaşarak yiyelim. sonra kıvrılsınlar yanıbaşıma onlara kitap okuyayım. evet evet bu çok güzel olur. Hemen alıp indim kanlıcaya. Kanlıca iskelesinin önündeki banklarda oturdum kitabımı açtım ama okumak ne mümkün. dedesi tarafından 2 torununa alınmış 2 kap dolusu güvercin yemini koşarak ve yalpalayarak etrafa saçan biri diğerinden 2 yaş kadar büyük 4-6 yaşlarında 2 erkek cocuğu. güvercinler guggukluyor. küçük olanı saçları uzun sarışın kuşlara koşarak yem atıyor. yem terli ellerine yapışıyor küçük parmakları ile onlarıda yere salıveriyor. tam kitaba daldım derken iskeleye yanaşan vapurun kişnemesi ile tüm güvercinler komut almışcasına havalanıp 2 grup halinde ağaca ve iskelenin çatısına üçüştüler. kitaba tam daldım derken bu sefer karnım hareketlendi. karşıda simitçi var bana verdiğin sözü tut dermişcesine cıyaklamaya başladı. onu da kırmamak için bir simit aldım.

Tam o sırada iskelenin önündeki tarihi minik camiden yükselen ikindi ezanı çağırsada beni, yürüyerek sahil boyu yalılar arasında yürüdüm, söz yaşarsam eğer bir daha ki sefere dercesine.. deniza dalıp yüzen insan topluluğu her bankta en az 1 kişi. evet boş bir bank. sakince oturup boğazdan gecen gemileri seyre daldım. bir ara güneşi türban gibi kapatan bulutlara şükran ile kitabımı bir kuple daha okudum. nedendir bilmem. üzerimdeki sana ait olan bir şeyi boğazın derin sularına gönlümdende kopartıp atmak geldi. belki hafiflerim diyedir. Cüzdanımdan çıkarttığım uzun uzun baktığım ve artık git diye fırlattığım minik halka... hayallerimin gidişi gibi gitti. Dalgıçların onu bulup çıkarması kadar olası, hayallerimin battığı derin sulardan çıkması kadar olanaklı bir iş. senin bir parçanı koparıp attım. bitermi bilmem ama arada sırada atıcam. belki en son aklımıda atar toptan kultulurum. olur mu ki acaba?



Etiketler : kanlıca istanbul martı simit kitap
Kategoriler : Kısa Kısa...
Yorumlar : 2 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share


Bu mubarek gecede feyz ve bereketlenenlerden olma ümidi ile..

http://www.sorusorcevapbul.com/mirac/



Etiketler : miraç kandil dua
Kategoriler : Maneviyat
Yorumlar : 1 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

http://www.facebook.com/YapayZekaAI

:) bu sayfaya girerek Bu alan ile iligili video içerik bağlantı çalışma vb. şeylere anında erişebileceksiniz. henüz cılız bir sayfa fakat her geçen gün şişecek ve gelişecektir. Bu arada YZ üzerine kitaplarımı okuyorum ve yapılabilecek şeyleri düşünüyorum. güzel şeyler olacak :) ucsuz bucaksız bir alamet burası.. ALLAH sonumuzu Hayr Etsin inşALLAH.. Destek olmak için sayfamıza bekleriz. Sevgilerle..



Etiketler : Yapay Zekâ facebook
Kategoriler : Yapay Zekâ
Yorumlar : 1 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

Soruya hemen cevap yazmak istedim :) herşey daha güzel olacak..

geleli 3. gün istanbula. Peki yol haritan ney? açılım yaptınmı hayatında? :D evet yaptım. Öncelikle ne yapacağımı biliyorum. Yüksek lisans için parçalı bulutlu yarım yamalak kalan lisans eğitimimi bitireceğim. 20 gün sonra yani yaz okulu vizelerinden sonra işe giricem. bu süre zarfında hem biraz gezip iyice kendime gelmek istiyorum. hemde tanıdıkları görmek istiyorum. tabi biraz da iş biraz da projelere bakıcaz. işe girdikten sonra da artık herşey durulmuş olmayacak :) sevmiyorum basit yaşamayı sevmiyorum zahmetsiz ve kalıplara sıkıştırılmış yaşamı. bol atraksiyon ve yorucu bir geleceğin ayak seslerini duyuyorum.

Yüksek lisans için üniv. araştırmalarım sürüyor. Ne yapacağımı bildiğim için ne aradığımıda biliyorum. şartları sağlayacak pozisyona gelmek için Ales ve Yabancı dil işini halledicem bu süre zarfında. alesi tek başıma halledebilirim fakat Yabancı dil işi için kurs şart. İstanbulda önerebileceğiniz bir kurum varmı diye genele soru soruyorum :)

sadece iş değil sosyal anlamda da gelişmeli insan. Bu süre de Osmanlıca okuma ve yazmaya tekrar yönelicem. tekrar diyorum çünkü bir dönem okuyup biraz da yazabiliyordum ama malesef unuttuk :(. İstanbul büyük malum :) o seminer senin bu seminer benim o Sohbet senin bu sohbet benim koşturacağız. Sevgili dostlarla buluşmak tüm yorgunluğu alacaktır.

yüksek lisans da alanıma uygun kendimi geliştireceğim :) eli boş başvurmak istemiyorum. Herşey çok güzel olacak. :)

Eh bir de dua istiyorum herkesten :) üzerimde hakkı olanlara da dua ediyorum :) Mevladan da Edep ve İlim istiyorum...

Ve son olarak bir dua ile ve O Beklenen Ramazanın Güzelliğini İstanbulda Doyasıya yaşama beklentisi ile veda ediyorum...

“Ey Allah’ım! Recep ve Şabanı bize mübârek kıl, bizi Ramazana kavuştur.”



Etiketler : istanbul eğitim plan
Kategoriler : Kişisel
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Paylaş : Bookmark and Share

:) artık istanbuldayım.. yaşanmışlıklara inat, yanılgılara inat, riyakarlıklara inat, yıkıntılara inat, üzüntülere inat vs... yeni bir yaşam..

Dün sabah 8:30 gibi İstanbul'a ayak bastım. Ama bu sefer gezmeye yada eğlenmeye yada toplantıya seminere vs gelmedim. Hayatımın geri kalanının bir ufak süresini burada geçirmeye geldim :) sadece sıçrama tahtası vaziyeti görecek bir mekan ama ne güzel ve ne özel bir mekan :)

Boş geçmiş 2 aya yakın sürenin acısını çıkarırcasına azimle ve inatla ama hiç bu şevki kaybetmeden. Sadece asla bırakmayacak olana sarılarak :) sevgili dostlarla beraber güzel bir hayata.. işe... yaşama..

malesef ki (ama bence cok yerli ve zamanında bir olay) okulun uzaması yalnızca ilk dönem. biraz sıkıntı gibi görünsede ben hikmetini gayet net görüyorum :) bir şekilde güzelce bitecek bu okul. ve sonrasında muazzam ve güzel bir süreç bekliyor olacak beni. tabi bende kıyafetlerimi giyinerek çıkacağım karşısına :) bu sürede Ales e hazırlanıp 3-4 üniv için Yüksek lisans başvurusu yapıcam Seneye. aslında ara dönemde yapıcaktım fakat açılmıyormuş başvurular sanırım. nasip :) var dır bir hayır. Herşey çok güzel olacak. bu süre zarfında sadece sınavdan sınava gideceğim denizli ye de dostları bir dirhem görmüş ve sohbet etmiş olacağız :) yine aynı sürede Projelere muazzam bir hız vererek sanırım hepsinin gelişimini tamamlayacağız Kendi gelişimimizle birlikte :) Tabiki iş. Hemen girmek istemiyorum. 20 gün sonrasında girmeyi planlıyorum. kendimce ve planladığım bir süre :) Boş durmak yok Freelance işlere devam tabi :) parasız yaşanmıyor.

Ah istanbul :) seviyorum seni...

Dün geldim Can dostum geldi aldı bizi kavacık anayoldan. evine gittik. ki 2 ay once gelmiştim yine :) ne bilirdim 2 ay sonra temelli geleceğimi. -Mevlam bilir biz bilmeyiz- kahvaltı yaptıktan sonra müthiş yağan yağmur durmuş güneş açmış sevgili Ablam -teyze kızım (istanbul univ. yükseklisans yapıyor)- Ayşenurdan mesaj geldi hava açtı gelebilirsin gezebiliriz diye :) selçuk işe ben Fatihe :D sanki yolları biliyor gibi anlatıyorum. ama sora sora bağdat bile bulunuyor. :d Küçük çekmeceye gittim. oradan fatih. oradan gezdik sohbet muhabbet. yemek dondurma Ihlamur :D üstüste değil tabi :d aralarında süreler var :D nasıl kaldırdı mideniz demeyin. Ağa kapısında Iğlamurlarımızla güzel sohbetler ettik. :)

 

Sonra yağmur bastırdı kaçmak için yemek yedik :) oradan da Dondurma keyfi ve sohbete devam. sonrasında beni yine şişliye gitmem için otobüse bindirdi ve ilk geldiğim günde Kahrımı çekti Sağolsun ablacım :)

oradan da güzel bir buluşma daha astoria da starbucks da buluştuk. İbrahim Ersoy ben Canki Fikret Akın ve sonralardan teşrif eden Tuba Çebi :) Bol gülücüklü bol kodlu ve bol teknolojili bir sohbet oldu. yaklaşık 4-4.5 saat gibi sürdü :D gece 11 de evdeydik :D birazda ıslandık :D kapıda kalmış bir Yüksek müüendis arkadas vardı :D başvurusu onaylanmış o artık yüksek pc enginarı :d nasip seneye bizde oluruz inşALLAH :D Sefayı da içeri aldıktan sonra yine muahbbet yine gülmeler :D

2 kare de buraya eklemek isterdim ama kimsede foto mak. yoktu :d başka sefere inşALLAH

ilk geldiğim gün bu kadar atraksiyon gayet yorucu oldu :D ama çok güzeldi.. Mevsimler insanlar aynılar.. bir yağmur bir güneş şaşırmıyor artık insan :D -Neden bunu cümleyi kurdum yemin ki bilmiyorum. bilinç altı sanırım :D-

Tanıdığım ama ilk defa ellerini sıktığım dostlarıma teşekkür ederim. Ben öğrenciyim ben okuyom abi dedim hepsi sofralarını açtı bana :D

Güzel günlere gebe istanbul benim için :D hadi hayırlısı. gelişmeleri an an aktarırım :D



Arama
  Ara
Sor Bakalım...

dear

Twitter
    Takip Et...
    Analiz
    İlk Yazı 2006 Aralık 5 tarihinde yazıldı. Toplam 420 yazı ve 1747 yorum bulunmaktadır. Site 9 Mart 2009 tarihinden bu güne kadar 152068 kez ziyaret edilmiştir.

    Favorilerine Ekle

    Real Time Web Analytics

    Destek

    BlogSA